Klasik Musiki

Klasik Türk Musikisi

Yaylı Tanbur Üstadı Fahrettin Çimenli vefat etti

Pek çok ünlü sanatçıya yaylı tanburu ile eşlik eden ve TRT repertuvarlarında pek çok taksim kaydı bulunan üstat Fahrettin Çimenli 16.10.2018 tarihinde vefat etmiştir.

Yaylı Tanbur üstadı Fahrettin Çimenli için 17 Ekim 2018 Salı günü saat 13.30’da 50 yıl hizmet verdiği TRT İstanbul Radyosunda tören yapılacaktır. Cenazesi ise ikindi namazına müteakip, Kadıköy Galip Paşa Camiinde kılınacak cenaze namazı sonrası son yolculuğuna uğurlanacak ve Edirnekapı Yeni Kozlu Mezarlığında toprağa verilecektir. Mekânı cennet olsun inşallah.
08.01.1934 – 16.10.2018
#fahrettinçimenli #yaylıtanbur

Reklamlar

Kanuni Hoca Mehmet Bey

Kanuni Hoca Mehmet Bey (1859 – 1925)
Mızıka-i Hümayunda yetişmiş Latif Ağa ve Kanuni Ethem Efendi’nin öğrencilerindendir. Edebiyat ve tasavvufla yakından ilgilenen Mehmet Bey’in nota bilgisi çok kuvvetli idi. Çeşitli makamlarda besteleri vardır.

Keman Sanatçısı Aydın Oran defnedildi.

İstanbul Radyosu emekli keman sanatçısı Avukat Aydın Nafiz ORAN 04.07.2018 Çarşamba günü Üsküdar’daki Karacaahmet Şakirin Camii’nde kılınan öğlen namazının ardından Ihlamurkuyu Mezarlığı’na defnedildi. Mûsikî âleminin başı sağ olsun. Allah rahmet eylesin.

Tülûn Korman vefat etti

Tülûn KORMAN’ı kaybettik. Allah rahmet eylesin. 18.07.1933 – 14.04.2018

Kemençe Sanatçısı Nihat Doğu vefat etti

Nihat Doğu, 1930 – 12.03.2018
Klasik Kemençe Üstadı Nihat Doğu bugün İzmir Torbalı’da defnedildi. Allah rahmet eylesin.
#nihatdoğu #klasikkemençe

Tanburi İsmet Dede

İsmet Dede (….. – 1870)
Tanbûri İsmet Ağa XIX. yüzyıl bestekârlarındandır. Enderun’da yetişmiş, Saray sazendeleri ve musiki hocaları arasında yer almıştır. Mevlevi olan bestekâr Isfehan, Müstear ile Rûhaftfeza makamlarında üç ayini şerifi bestelemiş fakat bugün unutulmuştur.

Neyzen Ulvi Erguner’in ölüm yıldönümü

Kutb-i Nâyî Ulvi ERGUNER (1924 – 17.11.1974)

3 Ağustos 1924’te İstanbul’da doğdu. Babası tanınmış neyzen Süleyman Erguner, annesi Muazzez Hanım’dır. İlkokulu memuriyeti sebebiyle, Karaman, Kütahya ve İstanbul Çarşamba’da okudu. Ortaokulu Konya Askeri Ortaokulunda, liseyi Maltepe Askeri Lisesinde tamamladı. Daha sonra da girdiği Harp Okulundan 1943’te Levazım Asteğmeni olarak mezun oldu. Gelibolu, Kars, Ankara ve İstanbul’da çeşitli görevlerde bulundu.7 Haziran 1958’de Kore’ye gitti. Bir yıl sonrada İstanbul, Hayrabolu ve Keşan’da ordudaki görevine devam etti. 1 Şubat 1964’te isteğiyle yarbay rütbesiyle emekli oldu. Üç yıl kadar serbest çalıştı. 15 Haziran 1967’de Denetleme Kurulu tarafından İstanbul Radyosu Türk Sanat ve Halk Mûsikisi Şube Müdürlüğü’ne tayin edildi. Bu sıfatla da Denetleme ve Eğitim Kurulu’na gitti. 17 Kasım 1974’te öldü ve Edirnekapı Şehitliği’ne defnedildi.

Ulvi Erguner, ilkokul sıralarından itibaren ney üflemeyi ve mûsiki bilgilerini babasından öğrendi. Bu arada Konya Askeri Ortaokulunda Ahmet Ezgimen’den de istifâde etmiştir. Ayrıca Ankara ve İstanbul’da bulunduğu sıralarda, Halil Can, Nurî Halil Poyraz, İlyas Tonguç, Fahri Kopuz, Hulûsî Gökmenli, Cahit Gözkan ve Sadettin Heper’den dinî ve dindışı mûsikî meşk etmiş ve yayınlarına katılmış ve Mesut Cemil ile çalışmalar yapmıştır.

Ulvi Erguner, kurduğu ve yönettiği Türk Mûsikî Erkekler Korosu ile başarılı bir icra ortaya koymuştur. Yurt içi ve yurt dışında konserler vermiş, Konya’da yapılan anma toplantılarında Halil Can’dan sonra neyzenbaşılık yapmıştır. Türk mûsikîsi tarihi, nazariyatı ve usulleriyle ilgili bir kısmı neşredilmiş incelemeleri olan Ulvi Erguner radyolarda Türk Tasavvuf Mûsikîsi ile ilgili yayınların yapılmasına öncülük etmiştir. 

Neyde babasının tavrında ney üfleyen Ulvi Erguner, kendine has sağlam tekniği, dolgun ve fortusuz üfleyişle dikkat çekmiştir. Bayatiaraban makamında peşrev ile saz semaisi vardır. Hulki, Kutsi, Süleyman adında üç oğlu olmuştur. Kutsi ve Süleyman, kendisi gibi neyzen olarak yetişmiştir.

#ulvierguner #neyzen 


Kemani Tatyos Efendi Türk musikisinde büyük bir isim

Kemani Tatyos Efendi Türk musikisinde büyük bir isimdir.

Türk musikisine büyük katkılarda bulunan gayrimüslim bestekârlar ve icracılar da vardır. Rum asıllı bestekârlar arasında Zaharya, Yahudi asıllı bestekârlar arasında İzak ne ise Ermeni bestekâr arasında Kemani Tatyos Efendi’nin yeri ve durumu da odur. Onun için «Ermeni asıllı Türk bestekârlarının en büyüğü» denilmesi boşuna değildir. Gerçekten de Kemani Tatyos Efendi Türk musikisinde bir doruktur, bir eşsiz isimdir.

Asıl adı Tateos Enkserciyan olan bestekârımız, 1855 yılında İstanbul’un Ortaköy semtinde doğmuştu. Mütevazi bir esnaf çocuğu idi. İlk öğrenimini Ortaköy Ermeni Mektebinde tamamladıktan sonra hayata atılmıştı. Önce bir çilingirin yanına çırak olarak girmiş, daha sonra da savatçı (gümüş üzerine işleme) çırağı olarak hayat mücadelesini sürdürdü. Dayısı Mofses Papazyan, musiki meraklısı bir kişiydi. Piyasada da kanunî olarak tanınmıştı. Küçük yeğeni Tateos’a ilk musiki bilgisini o vermiş ve yine onun sayesinde Tateos, kanun çalmasını da öğrenmişti. Musikiye karşı olan büyük yeteneği sayesinde bu işi çok çabuk kıvırmış ve büyük aşama göstermişti. Mofses Papazyan, küçük yeğeninin gösterdiği büyük aşama karşısında «artık beni aştı» diyerek kendisini zamanın usta bestekâr ve musikişinasları olan Civan ile Asdik Efendi’ye götürmüş; küçük Tateos bu iki ünlü hocadan çok şeyler öğrenmişti ve hızla ilerlemişti.

Kanun çalmaktaki becerisi karşısında dayısı onu fasıl heyetlerine katarak orada gelişip tecrübe sahibi olmasını sağlamıştı. Önce tamamen amatörce başladığı bu faaliyet kısa bir zaman sonra profesyonelliğe dönüşünce Tateos da savatçı çıraklığını bırakıp musiki hayatının içine kendini atmıştı.

Musikiye karşı olan büyük yeteneği sayesinde keman çalmayı da öğrenmişti ve daha sonraları keman çalmak ona daha cazip gelerek kanunu bir yana bırakıp kemani oluvermişti. Kısa zamanda İstanbul’un en tanınmış fasıl kemanilerinden biri olmuştu Tatyos Efendi.

Piyasada kemanî olarak büyük ününü sürdürürken, bir yandan da besteler yapmaya başlamıştı. Özellikle şarkı dalında verdiği birbirinden güzel eserlerle dikkati çekmiş, ün yapmıştı. Kendi adına kurduğu incesaz heyetiyle İstanbul musiki severlerine unutulmaz ahenkler yaşatmıştı. Bu arada verdiği birbirinden güzel eserler de İstanbul’un her yanında çalınıp söylenmeye başlamıştı. Saz eserleri bakımından da pek güzel eserleri vardı Tatyos Efendi’nin.

Usta bir musikişinas ve fevkalâde bir kemanî olduğu için ricâl konakları ve yalılarındaki içkili, yemekli, sazlı-sözlü toplantıların da aranan kişilerinden biri olmuştu. Ancak içkiyi fazla kaçırdığı zamanlar musiki değerine yakışmayacak davranışlarda bulunması aleyhine oluyordu. Böyle zamanlarında arkadaşlarına karşı kırıcı, geçimsiz bir hal alıyordu. Ancak içkinin dozunu kaçırmadığı zamanlarda herkese karşı olduğu gibi arkadaşlarına ve meslektaşlarına karşı da sevimli ve saygılı olduğu bir gerçekti.

Kazanmasına, iyi para kazanmıştı Tatyos Efendi, ancak ne çare ki sürdüğü rind hayat ve geçimlerini temin etmek zorunda bulunduğu üç fakir kız kardeşine yardımları yüzünden kazandıklarını elinde avucunda tutmasını hiçbir zaman bilememişti. Ellisekiz yaşındayken yakalandığı amansız karasarılık onu yatağa düşürünce sıkıntılı günler başlamıştı. Birkaç vefalı dostundan başka kimse olmamıştı bu sıkıntılı günlerinde. Karaciğerlerine yerleşen menhus hastalık onu kısa zamanda fâni dünyadan göçürüp götürmüştü.

Kemanî Tatyos Efendi, on-on beş arkadaşının katıldığı cenaze töreniyle Kadıköy’deki Uzunçayır Ermeni Mezarlığında toprağa verildi ve kilisenin defterine son kaydı şu ibareyle düşüldü:

«Tateos – Çalgıcı – 1913»

Pek çok besteleri olan Kemanî Tatyos Efendi’den günümüze 7 peşrev, 6 saz semaisi, 1 taksim ve 47 şarkı olmak üzere 61 eser ulaşabildi. Bunların birçoğu günümüzde de olanca tazeliğiyle çalınıp söylenmektedir.

Sevilen eserlerinden bazıları şunlardır:

«Sûznâk-i fasl-ı aşkı söyleyim dinle yeter», «Ehl-i aşkın neşve-gâhi kûşe-i meyhânedir», «Cevher-i ruhum musun ey melek?», «A gözüm bakma hevâyi sözüne», «Söyle çeşm-i elâ, sen nûr-i imanım mısın?», «Çeşm-i cellâdın ne kanlar döktü Kâğıthane’de», «Göz süzüp yan bakışınla yine aldatma beni», «Bir gönlüme, bir hâl-i perişanıma bakdım», «Şu mahzun gönlümü yâr şâd edersin»…

Tatyos Efendi’nin en sevilen eserlerinden biri, güftesi Ahmet Rasim Bey’e ait olan meşhur uşşak şarkısıdır:

«Bu akşam gün batarken gel, Sakın geç kalma erken gel.»

Cem Atabeyoğlu,Musiki âlemimizden


Tanburi Necdet Yaşar vefat etti

Üstat Tanburi Necdet Yaşar vefat etti.

Allah rahmet eylesin.

Selahattin İçli’nin ölüm yıldönümü

Klasik Türk Musikisi bestekarı ve devlet sanatçısı Prof. Dr. Selahattin İçli’yi rahmetle anıyoruz.

6 Ekim 1923 – 14 Ekim 2006

Post Navigation